Yarım saat kalmıştı. Bir sigara yakmış, kenarda bekliyordum. Yukarılarda kırlangıçlar uçuşuyordu ve hafif bir serinlik vardı havada. Hırkamı geçirdim üstüme. Bekledim. Bir çocuk geldi iki kadının elinden tutarak. Hepsinin gözü yaşlı. Kadınlardan genç olan diğerinin elini öperken ağlayarak otobüse bindi çocuk. Koltuğuna oturup başını yasladı cama. Hemen ardından çıkan genç kadının eşarbı omuzlarına düşmüştü. Çocuğun yanına yığıldı kaldı bir süre. Çocuk elini cama götürdü. "Dedem yine elinde ekmeklerle çıksa gelse." der gibi. Yaşlı kadın gözyaşlarını sildi. Siyah eşarbının altından kır saçları görünüyordu.
Bir sigara daha yakıp bekledim. Muavin yanıma gelip "Haydi abi, gidelim!" demese bin yıl daha bekleyebilirdim. Ama belliydi, gelmeyecektin. Etrafıma bakınıp bindim. Çocuk ve kadının hıçkırıkları duyuluyordu kesik kesik. Camın ardında kırlangıçlar uzaklaşıyordu bulutlara doğru. Radyoda bir şarkı "Ne yaptıysam olmadı, ne çare. Unutamadım, gitti!" diyordu. Oturdum ve akşama karışan dağlar boyunca gittim.

0 yorum:
Yorum Gönder