Bu yazıda, birbirinden farklı ama bir bakıma birbiriyle çok doğrudan bağlantılı iki konudan bahsedeceğim: akademi/akademisyenin hâli ve psikiyatri toplantıları özelinde tıp kongreleri.
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: tüm akademi teknikleşmelidir ve tabii ki tüm akademisyenler de teknisyenleşmelidir. Bir de gereksiz tüm kongreler çöpe gitmelidir. Ama…
Amasına geçmeden önce vurgulamam gereken bir nokta daha var.
Sanırım hepimizin dikkatini çekiyordur: bir süredir, yaklaşık 10-15 yıldır, psikiyatri ve psikoloji ile ilgili ne varsa “alıcı” buluyor. Bu ilgi başka ülkelerde belki çok daha önce, mesela soğuk savaş döneminde ortaya çıktı ama sanırım Türkiye’nin son 10-15 yılına başka şeylerin yanı sıra “
toplumsal ve bireysel psikolojileşme”nin de eşlik ettiğini söylemeliyiz. Herkesin psikolojisi bozuk ve herkes psikolojiden, psikiyatriden psikolojisinin düzelmesini bekliyor. Umut ediyor!
Hâl öyle oluca psikiyatri ile ilgili her şey, her söz alıcı buluyor. Her psikiyatrist bir uğrakta “
çok bilmiş” kişiyi “
oynuyor”. Mesleğimiz icabı, sanki böylesi bir konumdayız: “
İnsanı çözdüyse her şeyi çözmüştür” misali yaklaşılıyor bizlere. Bizlerde de bir şekilde karşılık buluyor bu beklenti. Fena!
Fena ama, işte bir şekilde gidiyor her söylediğimiz. Ve en abuk sabuk fikirler, çözümlemeler bile alıcı buluyor. Yeter ki bir psikiyatrist söylesin, yeter ki bir “uzman psikolog” söylesin. Artık bizim meslekte herkes, her şeyin uzmanı! Araba tekeri dâhil! Program program gezen, sertifika sertifika dolaşan, kurslar, enstitüler açan, YouTube’da fenomen olan meslektaşlarımız var.
Var da var!
Ve hepsini gelişen, büyüyen, gürbüzleşen Türkiye kapitalizmi sağlıyor. Kimse, öyle boşlukta, kendiliğinden “bir şey” olmuyor. Kimse, öyle boşlukta “bay ve bayan bilmiş”e dönüşmüyor. Danışmanlıklar, terapiler, akımlar, uygulamalar ve çözümlemeler havada uçuşuyor.
Hâl böyle oluca, yani karşılıklı bir ilgi, sevgi ve şefkat oluca psikiyatri/psikloji ile ilgili her şey alıcı buluyor. Bilmem ne tarikatının hocasının “a, b, c ve d” konusunda atıp tuttuğu konuşmasının YouTube’da bilmem kaç kez izlenmesine, paylaşılmasına laf edenler kendi hocalarının “x, y, z ve w” konurlarındaki sanal ve gerçek performanslarıyla büyüleniyorlar: “
Ne güzel konuştunuz doktor bey!” şeklinde. Zaman, “yeni kuşak tarikatlar” zamanı.