13 Ağustos 2017 Pazar

Madde kullanımı artıyor mu?


Görünen o ki artıyor. Sayılar öyle söylüyor, gündelik yaşamdaki tecrübelerimiz de öyle söylüyor.

Ama sayılara geçmeden önce “madde” ve “kullanım” konusunda birkaç hatırlatma yapmalıyım.

Birincisi Türkiye’de alkol ve madde kullanımına dair kültürel bir bariyer var. Bu kültürel bariyer tüm Ortadoğu coğrafyasında görülene benzer: yani dini temelli. Ama örneğin alkol ve madde ile ilgili bariyer bir tek İslam coğrafyasında yok. Örneğin Uzakdoğu’da kültürel bir biçim almış başka bir bariyer ve bu bariyer daha çok genetik kökenli. Uzakdoğulular alkol ve maddenin kötü etkilerine karşı daha hassas ve bu nedenle kullanım daha düşük.

İkincisi bu kültürel bariyerin koruyucu olduğunu söylemek yanıltıcı olabilir. Çünkü Türkiye’de toplumun neredeyse yarısı bu kültürel bariyerin şemsiyesi altındayken özellikle kentli, eğitimli, genç ve gelir düzeyi çok da iyi olmayan bir kesim ise bu kültürel şemsiyeye mesafeli. Velhasıl Türkiye içinde birkaç farklı ülkenin olduğu bir ülke olarak düşünülebilir. Yani rakamların bir ucu Ortadoğu’ya, genel olarak madde kullanımının kısıtlı olduğu bir coğrafyaya bir diğer ucu ise madde kullanımının oldukça yaygın olduğu Avrupa’ya daha yakın olduğunu unutmamalıyız.

Üçüncüsü, Türkiye bir köprü; maddenin üretildiği ve tüketimi coğrafyalar arasında bir geçiş köprüsü. Yakındoğu’da üretilen maddenin tüketim coğrafyası olan Avrupa’ya ulaşması ancak Türkiye üzerinden mümkün. Evet, tek yolu değil ama ana yollarından birisi. Bu nedenle taşınan maddenin yolda dökülen saçılanı bile Türkiye’ye yeter durumda. Öte yandan Avrupa’da madde kullanımının artış göstermediğini ve hatta yer yer 30 yıl öncesine göre düşüşler olduğunu da belirtmek gerekli.

Dördüncüsü toplumda madde kullanımının ölçmenin çeşitli zorlukları var. İnsanlar için kısmen “mahrem” olan bir bilgiyi soruyorsunuz. Çoğu zaman “hayır canım, ne münasebet” yanıtı almanız çok mümkün. Yani yöntemsel bir zorluk var.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

A real angry revolver: Sepultura | Chaos A.D.


The story of Sepultura has been always stranger (and more entertaining) than fiction. Just like an impossible climb in full sweat and blood, from third-world obscurity to international stardom.

In the late 1980's and early 90's, in a time of massive upheaval, the Soviet Union had started falling apart with a semi-victory of neoliberalism against almost everything that symbolizes the former three decades, from cultural revolution to the state communism. And all the garbage was left in the periphery of the world: Latin America was seeing a massive crime wave in some nations and the last of its US-backed dictators being deposed in others.

Thrash metal was using up all of its old ideas and looking for new ones, and it was a way of expressing rage, anger and aggression against the system in the periphery of the world. Sepultura had been taking note of all this happening around them and over time their focus had shifted from simple speed and brutality with lyrics about the occult towards slower and more crushing fight-grooves with songs about the much more real horrors of pollution, illness, callous businesses, abusive and corrupt governments, unreliable media, bigotry, and war. 

Chaos A.D. (1993) with its highly political natural ingredients, a bit controversial for the habitat of metal music, was a real answer to the semi-victorious neo-liberalism which was circulating and suffocating the world. Album immediately became Sepultura’s defining work, which still stands as arguably one of the most distinctive moments in heavy metal history. It’s an unprecedented fusion of metal with Latin rhythms; the riffs are prominently undercut with dense layers of ensemble percussion and field recordings of the indigenous Xavante people of Brazil’s interior. 

Album was not only referring explicitly to injustices in Brazil, but also was an indicator of the near future which we live now: from the rise of Biotech to the Slave New World, from harsh capitalist Propaganda to the We Who Are Not As Others. And of course War For Territory. Chaos A.D., with its each song and lyrics, was a real revolver straightened to the world order, and also was a catalog of our current life.

Sepultura | Chaos A.D. | 1993 | Roadrunner Records

6 Ağustos 2017 Pazar

Encounter with a renovated idealism


In his Absolute Recoil, Zizek asserts a central thesis as "the only way to be a true materialist today is to push idealism to its limit” which I do support. In this instance, one can easily conclude from just quoted assertion that "the only way to be a true Marxist historical/dialectical materialist today is to push Hegelian absolute idalism to its limit." OK. 

However this glamorous venture needs a rectification: As Marxists, what we need today is cyristilazing the limits of absolute idealism which is renovated. Cyristalization not only covers indicating the limits but also pointing out the beyond which is undiscovered yet. 

[Picture: Kaan Bağcı]