23 Ağustos 2026 Pazar

Round Midnight Project • Nocturnes

Albümler vardı bir zamanlar. Gerçi halen de var ama geçmişte sanki albümler daha önemliydi. Tekil şarkılar değil de tüm bir albüm olarak. Bir tek öne çıkan şarkı değil tüm albümün ardındaki hikâye, ortaya çıkış süreci, bir alt anlamı olup olmadığı da merak edilirdi. Kapak tasarımından, içindeki alıntılara, paylaşılan bilgilerden kayıt yerine kadar sanatçının ya da müzik grubunun dünyasına bir davetiyeydi albümler. Şarkılarla ve o şarkıların ardındakilerle yakın bir temas olanağı sağlardı.

Müzik dinleme biçimlerinin değiştiği ve çoğu zaman tekil şarkılara daraldığı bir çağda insana iyi gelebilecek, belli dönemlere, hallere, duygulara ses verecek, belki de bazı anların işlenmesini sağlayacak albümleri hatırlamak, bulmak gerekiyor sanki.

İşte “Bu Aralar Bir Çentik” postlarının altında tam da bu türden albüm önerileri bir araya gelecek. Yakın temas olanağı sağlayan, insana iyi gelecek kitap, film, yer ve mekân önerileriyle birlikte. Küçük birer çentik olarak. Günlerin içinden içinden çıkıp gelen, onlara eşlik eden.

İlk albüm ise geçip gitmekte olan yaz için. Geceler hafif bir meltemle salınırken, balkonda tek başına demlenecek bir albüm: Nocturnes.

Round Midnigt Project, Leonidas Ioannides (trompet, kornet ve flugelhorn) ve Yorgo Mikros'tan (piyano) oluşmakta. Yunan bestecilerin farklı şarkılarını piyano ve trompet için yeniden düzenledikleri bir proje Round Midnight. 2022 tarihli bu albümlerini ise Theodorakis’e adamışlar, ölümünün hemen ardından. Onun içimize kök salan müziği için. Şöyle demişler: “Ruhlarımızı harika müziğinle doldurduğun için teşekkür ederiz Mikis ve bize sunduğun her şey için sana en güzel duygularımızı adıyoruz.” İyi ki de öyle yapmışlar. Albüm, Theodorakis'in çok bilinen "Ksimeroni" ve "Omorfi Poli" gibi bestelerinin yanı sıra film müziklerinden de örnekler içeriyor. Tüm şarkıları caz formatında yeniden düzenleyen ikiliye ise vokalde Valia Tsirgioti eşlik ediyor.

Yaz geçerken, Ağustos sonu, Eylül başı gibi, tam gece yarısı civarı her şarkısıyla dalıp gitmek için güzel bir albüm yapmışlar. Belki ufak bir uzo ya da bir kaç kadeh şarap eşliğinde, geçip giden günleri düşünmek, demlenmek ve dinle(n)mek için. Teşekkürler.

Round Midnight Project • Nocturnes Mikis Theodorakis • FM Records • 2022

10 Haziran 2026 Çarşamba

Andre Green ve "ölü anne" meselesi

Psikanalizin hakikaten "parlak" birçok düşünürü ve uygulayıcısı var. Ne güzel! Örneğin Marksizm ve komünist hareket bu ikili bir aradalığa, yani aynı anda hem parlak bir düşünür hem de etkili bir uygulayıcı olmaya çok az isimle sahip olabilmiş. Malzeme belki de o alanda daha sert olduğu için... Az isim çıkmış. Ama psikanaliz öyle değil. 

André Green de psikanalizin en önemli, en özgün düşünür ve uygulayıcılarından birisi. 1927 Kahire doğulu olan Green Fransız bir psikanalist. Fransız psikanalizinin de en gelişkin zamanına denk gelmiş mesleki yaşantısı. Tıp ve psikiyatri eğitimini Paris'te tamamlamış. Lacan ve Laplanche gibi dönemin önemli isimlerini dinlemek, izlemek ve onlarla tartışmak, üretmek olanağına sahip olmuş. Parlak zihni sadece Fransızcada da kalmamış ve psikanalizin İngilizce dünyasını da çok yakından takip edip bizzat İngilizce yazıp düşünmüş. Özellikle de belirli bir olgunluktan sonra. 

Psikanaliz dünyasına bir çok farklı derinlikli kavram kazandırmış Green: "Ölü Anne", "Beyaz Psikoz" ve "Negatif" gibi. Bu kavramlarla aslında psikanalizde anahtar tartışma ve arayışlara da özgün katkılarda/müdahalelerde bulunmuş. "On Private Madness [Özel Delilikler Üzerine]" işte bu tür önemli kavramların ve onların işlendiği makalelerin bir raya getirildiği bir kitap. Green'in özellikle sınır durumlar, narsisizm üzerine yazdığı ama oralarda da kalmayıp psikanaliz üzerine özgün düşüncelerini geliştirdiği 14 makaleden oluşuyor. Hepsi önemli olmakla birlikte derlemenin en önemli makalesini ise "Ölü Anne" oluşturuyor. 

Green bu önemli makalesinde yaşamın çok erken evrelerinde birincil bakımverenin depresyonu, psikolojik olarak yokluğu ile başederek gelişen bir bebek-insanın içsel gelişiminin nerelere varacağını adım adım işliyor. Freud'dan devralınan birçok gelişimsel başlığı Klein'in görüşleri ile harmanlayarak erişkinlikte belirgin hale gelen ama yaşamın çok erken evrelerinden itibaren kişinin hayatına damga vuran bir gediği, kişiliği özel bir tipte yapılandıran bir eksiği ortaya çıkarıyor. 

Green'in belki de en önemli derlemesi Türkçe'de ne yazık ki yer almıyor. Yakın zamanlarda ise bazı kitapları çevrildi ya da yeniden basıldı: Hadım Edilme Kompleksi (Metis, 2004), Yazı ve Ölüm - Bir Psikanalistin Edebiyat Yolculuğu: Proust, Shakespeare, Conrad, Borges... (Metis, 2018), Bir Psikanalistin (Neredeyse) Serbest Çağrışımları - Maurice Corcos ile Söyleşiler (Yapı Kredi Yayınları, 2025).

23 Mart 2026 Pazartesi

Confusion of Tongues Between Adults and the Child - Sándor Ferenczi

IT WAS A MISTAKE to try to confine the all too wide theme of the exogenous origin of character formations and neuroses within a Congress paper. I shall, therefore, content myself with a short extract from what I would have had to say on that subject. Perhaps it will be best if I start by telling you how I have come to the problem expressed in the title of this paper. In the address given to the Viennese Psycho-Analytic Society on the occasion of Professor Freud's seventy-fifth birthday, I reported on a regression in technique (and partly also in the theory) of the neuroses to which I was forced by certain bad or incomplete results with my patients. By that I mean the recent, more emphatic stress on the traumatic factors in the pathogenesis of the neuroses which had been unjustly neglected in recent years. Insufficiently deep exploration of the exogenous factor leads to the danger of resorting prematurely to explanations—often too facile explanations—in terms of “disposition” and “constitution.”

The — I should like to say imposing - phenomena, the almost hallucinatory repetitions of traumatic experiences which began to accumulate in my daily practice, seemed to justify the hope that by this abreaction large quantities of repressed affects might obtain acceptance by the conscious mind and that the formation of new symptoms, especially when the superstructure of the affects had been sufficiently loosened by the analytic work, might be ended. This hope, unfortunately, was only very imperfectly fulfilled and some of my patients caused me a great deal of worry and embarrassment. The repetition, encouraged by the analysis, turned out to be too good. It is true that there was a marked improvement in some of the symptoms; on the other hand, however, these patients began to suffer from nocturnal attacks of anxiety, even from severe nightmares, and the analytic session degenerated time and again into an attack of anxiety hysteria. Although we were able to analyse conscientiously the threatening symptoms of such an attack, which seemed to convince and reassure the patient, the expected permanent success failed to materialize and the next morning brought the same complaints about the dreadful night, while in the analytic session, repetition of the trauma occurred. In this embarrassing position I tried to console myself in the usual way—that the patient had a much too forceful resistance or that he suffered from such severe repressions that abreaction and emergence into consciousness could only occur piecemeal. However, as the state of the patient, even after a considerable time, did not change in essentials, I had to give free rein to self-criticism. I started to listen to my patients when, in their attacks, they called me insensitive, cold, even hard and cruel, when they reproached me with being selfish, heartless, conceited, when they shouted at me: “Help! Quick! Don't let me perish helplessly!” Then I began to test my conscience in order to discover whether, despite all my conscious good intentions, there might after all be some truth in these accusations. I wish to add that such periods of anger and hatred occurred only exceptionally; very often the sessions ended with a striking, almost helpless compliance and willingness to accept my interpretations. This, however, was so transitory that I came to realize that even these apparently willing patients felt hatred and rage, and I began to encourage them not to spare me in any way. This encouragement, too, failed to achieve much, for most of my patients energetically refused to accept such an interpretative demand although it was well supported by analytic material.