En arkadakiler masaların üzerine çıkmış bir yandan alkışlıyor, bir yandan çığırıyor ve bir yandan da şarkıyı tekrar dinlemek istiyorlardı . Telaş, heyecan ve korkuyla yarım yamalak bir selam verip arka kapıdan yatakhaneye doğru koşar adım sıvıştığımızı hatırlıyorum. Geride, parça tesirli bir şarkı bırakmıştık.
24 Kasım öğretmenler günüydü. Günün anlam ve önemine dair konuşmalardan ve şiirlerden sonra okulun yarı-resmi grubu olarak dört-beş şarkı çalacaktık. Seçtiğimiz şarkılar arasında Gesi Bağları’nın ve Çanakkale Türküsü’nün yer aldığını hatırlıyorum şimdi. Üç gitar, bir org ve bir vokalden oluşan Morduman grubu olarak okul yemekhanesindeki konser için sıkı çalışmıştık. Hatta belirlediğimiz şarkılara kendi çapımızda yeni ve özgün yorumlar da katmıştık. Hazırlıklarımızdan sorumlu olan öğretmenimiz okul kütüphanesindeki çalışmalarımıza ara ara katılır ve sıkılmaktan iyice büzüşmüş kravatını gevşeterek bizleri teftiş ederdi.
Ama kimsenin bilmediği bir hazırlık içindeydik. Konseri, yönetime bildirdiğimiz repertuarda yer almayan bir şarkıyla bitirmeye karar vermiştik. Gizli hazırlığımız bir sürpriz için değil daha çok bir şok hareketi içindi. Otoriteye karşı mini bir sabotaj peşindeydik.
