Maastrciht etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maastrciht etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2017 Pazartesi

Bettina Köster ve geri dönen şarkılar


İnsan bazı şarkıları unutamıyor. Yıllar geçse de üstünden, yıllarca hiç dokunmasa, bir kenarda bıraksa da gün geliyor ve yeniden o şarkıya geri dönüyor.

Bettina Köster'e 2008 Aralık'ında denk gelmiştim. Maastricht'te.

Başka bir yerde bulunamayacak bir pop-art dükkanı vardır Maastricht'in: Traders Pop. İşte o küçük habitatın içinde başka yerde bulunması pek imkân dahilinde olmayan dergilere, fanzinlere, az kopya basılmış kitaplara da yer vardı. Kartlar, küçük eşyalar ve nesnelerle birlikte Traders Pop'un içindeki 70lerden çıkıp gelmiş kıyafetlerin bir parçasıydı onlar da. Düğme gibi, kuşak ya da bir bağcık gibiydiler. Traders Pop'a düzenli dergilerden birisi de The Wire'dı. Param yetmese de her ay gidip uzun uzun sayfalarını karıştırırdım bu sonik rehberin.

Bettina Köster'e de The Wire'ın 2008 Aralık sayısında denk gelmiştim. Ve hemen peşine düşmüştüm.

O sıralarda Queen of Noise albümünün hazırlıkları içindeydi. Şarkıların tamamını sevdiğim söyleyemem ama Köster'in duruşu, evet fotoğraflara da yansıyan duruşu etkilemişti beni. Sanki yenik bir mazinin içinden çıkıp gelmişti ve çaresiz bir umarzılıkla gülümsemişti kameraya. Hatta biraz zorlanarak.

Punk daha çok İngiltere ile bilinir ama Almanya'da ortasınıf radikalizmiyle Anglosakson dünyasında farklı bir anlamada bürünmüştür. Daha agresif, daha az uzlaşmacı ve sınırları daha fazla zorlayan bir tarzla. Sonrası ise mâlum: Alman sosyal demokrasisinin herşeyi ezip geçmesi.

Geriye ne kaldı derseniz: Bir çeşit nostalji. Kendisini tuhaf mekanik bir müziğe kaptıran ama içinde öfkeyi, umursamazlığı bir çeşidiyle yaşatan bir kültür. İşte Köster'in albümde yer alan en farklı şarkısı Pitty Me bu pek söze getirilmeyen kaybetmişliğin sesi gibi geldi bana. Sözlerindeki umursamazlık ve müziğindeki acıyla. Ve albümün kapağındaki fotoğrafa, o fotoğrafdaki bakışa bile sinmiş bir acı.

[Bu arada Köster Mayıs ayında Kolonel Silvertop isimli politik ve sarkastik bir albüm daha yayınladı.]

Bettina Köster | Queen of Noise | Asinella Records | 2009 

15 Haziran 2012 Cuma

Stupid

"He came on television and said that he had seen God
So I stopped channel surfing immediately
He said he had seen God, and God told him to raise 8 million dollars
God was broke!
" - (Sooken by Gil-Scott Heron)


Preacher is preaching
How you should live
Instead of teaching
With the love they give
They ask for money
In the name of the Lord
And they line their pockets; keep coming back for more
Dragging you down
Chipping away
Misleading you all with the things they say
What they feed you
Strive to believe
Giving you just enough to make you needy
By the time you wake up they're already gone
Looking for the next fool to come along

Dragging you down.
Chipping away
Misleading you all with the things they say
Shatters your world
Spoiling your mind
Keeping your heart
Prayer divine

Dragging you down
Chipping away
Misleading you all with the things they say
Shatters your heart
Foiling your mind
Prayer divine

Bobby Womack | The Bravest Man In The Universe | 2012

10 Ocak 2012 Salı

Uydular ve de Uzak Komşu Gezegenler

Kapıdan içeriye girdiğinde akşamsütü kuşları da girdi seninle. Kozalarından yeni çıkmış kelebekler kanatlarını telaşla çırparak masalara dağıldı. Yağmurda ıslanmış saçlarında da geldi seninle. Ardından hafif bir esinti masalardaki mumları dalgalandırdı ve bardakları ışıldatan kısa bir aydınlanma oldu. Bir süre kapıda durdun ve içeriye baktın. Gözlerini sanki teleskopuna dayamıştın da kendi dünyandan çıkmadan başka dünyalara, başka evrenlere bakıyordun. 

O sırada Ed'in seçtiği şarkıdan anlamalıydım. Denizleri olmayan bir harita gibi, ağırçekimde kalmış bir ırmak gibi senin sevginin de bir sınırı vardı. Halbuki ben o haritalarda kendime bir ırmak bulmuş ve su boyunca günlerimi savurarak dolanıyordum. Gamsız ve de kedersiz, aklımda neşeli şarkılar vardı. Ama daha ilk görüşümde seni, anlamalıydım. Ben ancak senin dünyana komşu bir gezegen ya da en iyi ihtimalle senin dünyanın uydusu olabilirdim. Ama gökyüzünde seni ısıtacak bir güneşe yer yoktu. Bilemedim ve sen, Take Five'ın o loş ve de boş salonunda gelip yanıma oturdun. Bana bakıp gülümsediğinde James Blake hâlâ seni anlatıyordu.

James Blake - Limit To Your Love | Imam Baildi - O Pasatempos

When you were in, evening birds also entered inside with you. Clumsy butterflys, just left their cocoons, scattered through the tables while flapping in a flurry. Also your hairs, dampen in the rain entered inside with you.