31 Ağustos 2008 Pazar

Taşlar yerine oturduğunda


Geçmişe önkoşulsuz övgüler yağdırmak da geçmişi haksız ağır sövgülere boğmak da kolay. Ne de olsa geçmiş dediğimiz düne artık ulaşmak olası değil. Bu nedenle geçmiş, henüz geçmişe karışmamış olan bugünün içinde yeniden kurgulanırken, yeniden hatırlanırken istenilen biçimi alabilir. Dünün mirasını taşıyan bugün, abartılı bir yeniden kurmaya izin vermese de geçmiş didiklenebilir, benzetilebilir, kırpılabilir, çekiştirilebilir. Mirasın izin verdiği kadarıyla...
Geçmişin kaderi gibidir kurgulanmak ve geçmiş kurgulandıkça gelecek kadar belirsizleşebilir. Kurcalandıkça geçmişi anlamak bugünün insanı için zorlu olabilir. Öncelikle bugünden geçmişe bakıldığı için. Diğer yandan geçmişin ne kadar çekiştirildiğini, ne kadar benzetildiğini anlamak da karmaşıktır. Geçmiş bin türlü halde çıkabilir karşısına. Özellikle geçmişin bazı bölümleri daha çok çekiştirilmiştir, daha çok benzetilmiştir. Belki de geçmişin bazı bölümleri çekiştirilmeye, kurgulanmaya daha açıktır; daha esnek bir geçmiştir, bu geçmiş. Nereye çeksen gidecek gibidir. Haşarı bir çocuk olabilir, ama aynı zamanda büyük bir olgunlaşma da olabilir; değişimin başladığı yer de olabilir, her şeyin sıradanlaştığı uğrak da olabilir. Belki de hiçbir şeyin olmadığı, hiçbir şeyin yaşanmadığı, "güneşin altında yeni bir şey yok!" dedirten bir zaman dilimidir.

27 Temmuz 2008 Pazar

Birilerinin başına rock* mı düştü acaba?

Her yaklaşımın üzerini örten genel bir önerme olarak kabul edilmediği sürece ‘müzik, yaşamın içinden çıkar!’ diyebiliriz ki Arjantinli yazar Julio Cortazar’ın, Charlie Parker anısına yazdığı ‘Arayış’ isimli öyküsü tam buradan çıkmaktadır. Cortazar’ın öyküsünde iç içe geçmiş olayların, son hız yuvarlanan yaşamların, biriken sıkıntıların ortasında yaşantısına katlanmakta zorlanan Johnny, karşılaştığı zorlukları, hissettiği karmaşayı, sıkıntıları saksofonuna üflemektedir. Ama çoğu zaman içine üflediği saksofonu bile yaşamını katlanabilir hale getirmemekte ve Johnny de aletine vurmakta, onu tekmelemekte ve cezalandırırcasına hatırlayamadığı yerlerde bırakmaktadır. Müziğin, yaşamın içinden çıktığını daha doğrudan anlatmak istersek, Chemical Brothers'ın şarkılaştırdığı biçimiyle ‘music: response’ yani ‘müzik tepkidir’ diyebiliriz. Müziği, yaşama karşı, topluma karşı tepki doğurur.



16 Temmuz 2008 Çarşamba

Sponsorlar Eşliğinde Gençliği Özgürleştiren Müzik Bulundu!

soL Dergisi, Eylül 2003, sayı: 202
Çok değil, daha on yıl önce Sabah grubu, haftalık bir rock dergisi (Rock Kazanı) çıkardığında yer yerinden oynamıştı: Paranın peşindeki sermayedarlar, düzen muhalifi rockçıları düzen içine çekmeye başlamıştı. Ancak tartışmalar çok uzun sürmedi ve kısa zamanda, konser afişlerinden albüm kapaklarına kadar her yerde sponsorlar boy göstermeye başladı. Sponsor alınmasının miladını da Bryan Adams, Scorpions, Guns’n Roses, Metallica gibi grupların büyük stadyum konserleri oluşturdu. Daha öncesinde sponsor desteğinin sözü bile yadırganırken bu konserlerden sonra bir çok yerli rock grubu, hayranı oldukları büyük grupların yaptığı gibi, şirket sponsorluğunda konsere çıkmayı ister hale geldi. Örneğin artık, Athena elemanları, düzenlenen festivallerden birisiyle ilgili olarak Coca Cola’yı öpmek istediklerini rahatlıkla belirtebiliyorlar. Daha üç-dört ay önce Irak’a saldıran Amerika’ya ve savaşa karşı şarkı yazan Mor ve Ötesi, savaşın külleri soğumadan, Amerika’yı en çok temsil eden şirketlerden birisinin sponsorluğunda geniş kitlelere uzanıyor. Özgür kız Nil, gitarının tellerine her uzanışını paraya çeviriyor. Zaten sponsorlar maddi destek yanında çok daha önemli bir işe yarıyor: pazarlama ve markalaşma.