İçinden geçtiğimiz günler birçok tarihsel olayın 100'üncü yıl dönümüne denk geliyor. Aslında bir süre önce başladık bu tarihsel yıl dönümlerini yaşamaya: Ekim Devrimi, I. Dünya Savaşı’nın sona ermesi, Komintern'in kurulması... Tüm bu tarihsel sürecin içinde Türkiye için öne çıkan dönüm noktaları da var. Bunlar arasında hiç kuşkusuz 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgal edilmesi ve 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı da yer alıyor. Yunan işgalini, emperyalizmi, cumhuriyetin kuruluşuna gidecek olan mücadeleyi ve burjuva ideolojisinin yansımalarını Prof. Dr. Engin Berber ile konuştuk.*
Bir süredir hazırlığını yaptığınız bir serginin ilk gününe denk geldi söyleşimiz: “İşgalden Kurtuluşa Milli Mücadele” sergisi. Nasıl şekillendi bu sergi?
Böyle bir sergi yapma düşüncesi bir yıldır vardı. İşgal, 15 Mayıs 1919’da İzmir’den başladı ve 9 Eylül 1922’de İzmir’de sonlandı diyebiliriz. Yunanistan askerlerinin Anadolu’dan çekildiği tarih aslında 18 Eylül ama İzmir’in kurtuluşu bir sembole dönüştü. Bu nedenle bir dönüm noktası olarak anılıyor. O dönemde İzmir hakikaten de Anadolu’nun göz bebeği. Aslında İzmir’den önce işgale uğrayan, hem de haksız ve hukuksuz işgale uğrayan başka yerleşim yerleri de vardı: Mesela Musul işgal edilmişti, İskenderun işgal edilmişti ama bu kentlerin işgal edilmesi toplumsal bir karşı çıkışa, toplumsal bir direnişe neden olmamıştı.
İzmir’in işgali ise bütün Türkiye’de çok derinden bir acı olarak hissediliyor ve önemli bir tepkiyi de tetikliyor. Mesela Erzurum ve kazalarından onlarca telgraf gitmiş saraya, “Biz bu işgali kabullenmiyoruz!” diye. Orada bile bu işgalin acısı çok derinden duyumsanmış. İzmir farklı o anlamda: Anadolu’nun göz bebeği ve ihracat iskelesi.
İzmir’in işgali ayrıksı duruyor yani, öyle mi?
Kesinlikle. İzmir’in işgal edilmesi milli mücadele fişeğini ateşleyen en önemli konulardan bir tanesidir. O nedenle, zaten bir süredir Anadolu’ya geçmeyi düşünen Mustafa Kemal seyahatini çabuklaştırıyor ve işgalden sadece dört gün sonra Samsun’a çıkıyor. O süreci biliyorsunuz: önce yerel kongreler sonra oradan 23 Nisan 1920’de açılan ve mücadeleyi meşru kılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu. Ondan sonraki süreçte de mücadele zaten daha ziyade Batı Cephesi’nde, emperyalizmin taşeronu olan Yunan ordusuna karşı veriliyor.
Bu nedenlerle işgalin ve kurtuluşun şehrinde, İzmir’de, 100'üncü yılı anlamlı bir kültürel etkinlikle anmamak gerçekten büyük bir eksiklik olurdu. Bunu düşündüğümüz için bir yıldır ilgili kurumlar nezdinde bir takım girişimlerde bulunduk. Serginin küratörlüğü bana ve düzenlemesi Hür Efe Müzecilik’e aittir ama Askeri Müze, İnönü Vakfı, TBMM Kütüphanesi, Balıkesir Kent Müzesi ve özellikle Konak Belediyesi’nin de çok önemli katkıları oldu. Zaten aslında İzmir diyoruz ama işgal Konak’ta başladı ve Konak’ta da bitti.


