1996-1999 arasını kastediyorum. Köşe bucak dolanıp müzik aradığımız günler olduğunu iyi hatırlıyorum. Post-rock tarzı şeyler sarmamış, Dead Can Dance olayı imanımızı gevretmişti. Umut bağladığımız gruplar (örn. Paradise Lost) genel dinleyiciye seslenmeyi ve para yapmayı kararlaştırmıştı. Etnik müzik vb. iyiydi, güzeldi ama bir önceki yılların bizlerinden, o dikbaşlı, dünyaya kafatutan, öfkeli bizlerden birşeyler de alıp götürüyordu o ezgiler. Ne de olsa tarihtiler.
Hâlbuki bize yavanlaşan hayata sert bir tokat gibi inecek bir ses lazımdı. Her şey çürüyordu, gelecek hiç de geçmişte düşlediğimiz gibi çıkmamıştı ve bana etkili, sert ve anlamlı bir ses lazımdı. Özü, çekirdeği günlerin getirdiklerine daha dayanıklı bir müzikal malzeme arıyordum. Bu dayanıklı malzemenin içinde siyasal olan da mutlaka yer almalıydı. İşte o günlerde aradığımız müziği Godspeed you! Black Emperor yapıyormuş o dönemde. Kanada'da. Ne yazık, ancak haberim oldu: "We're trapped in the belly of this horrible machine and the machine is bleeding to death"
18 Ağustos 2014 Pazartesi
Erik Satie ve kollektif biraradalığın komünist biçimi
Bunun [kolektif yakınlığın komünist biçiminin - communist form of collective intimacy] timsaliyse Erik Satie'nin piyano eserleridir. Eric Satie'nin usulca akan melankolik piyano eserleri ile komünizmin evreni arasında olandan daha güçlü bir karşıtlık hayal edebilir misiniz? Komünizmle özdeşleştirilen müzikler genelde propaganda şarkıları, korolar ya da devlet başarılarını veya önderlerini öven tumturaklı kantatlardan oluşur - bu açıdan bakıldığında, Satie "burjuva bireyciliğin" cisimleşmiş hali değil de nedir? 1920'lerin başlarında, hayatının son yıllarında, yeni kurulmuş Fransa Komünist Partisi'nin üyesi olması ve hatta Merkez Komite'ye girmiş olması [ki o yıllarda Satie, dadaist hareketin mimarı Tristan Tzara'nın dostu ve bir diğer avangard Andre Breton'un arkadaşıdır; bu avangard, dikbaşlı isimlerin hepsi Fransa'da komünist hareketin kuruluşunda yer almıştır] nevi şahsına münhasırlığından mı yoksa bir provakasyondan mı ibaretti?
Slavoj Zizek, Ahir Zamanlarda Yaşarken, Metis Yayınları, Eylül 2011,
sf. 460-463
9 Ağustos 2014 Cumartesi
Keaton Henson'ın Romantik İşleri
Nehrin dalgalarına nasıl kapılıp gittin? Suya gömülürken aklından neler geçiyordu? Işıklar vuruyor muydu aşağılara, derinlere?
Seni buldukları yerin yukarısında bir köprü varmış, artık pek kullanılmayan. Oradan mı? Oradan mı daldın karanlığa, ulaşılmazlığa, sorulara? Dingin bir kayıtsızlıkla teslim mi oluverdin? Nefesin tükenir ve gözlerin, dünyan, sen kararırken ne yapıyordun? Çırpındın mı? Ağladın mı, suyun içinde? Hareketsiz, kımıltısız bekledin mi? Ceketin bir dal parçasına mı takıldı? Kolların çamura mı saplandı? Nasıl oldu da gittin oralara?
Bir nehir kıyısında bulmuşlar seni, uyanışı olmayan derin bir uykuda.
[Bu metin Keaton Henson'ın Romantic Works albümünde yer alan Healah Dancing etkisi altında yazılmıştır.]
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

