20 Mart 2026 Cuma

Hakkımda

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (İng.) 2001 mezunuyum. Psikiyatri uzmanlığımı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda 2009'da tamamladım. Uzmanlık eğitimim sırasında “TürkSch - Psikozlarda Gen-Çevre Etkileşimi için İzmir Akıl Sağlığı Araştırması” ekibi içinde yer aldım. Uzmanlık tezimi “toplumsal eşitsizlikler ve psikotik yaşantılar” üzerine yaptım. Uzmanlık sonrası Sinop'ta görev yaptım ve 2013 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014 yılında Hollanda Maastricht Üniversitesi'nde “kentsel sosyal çevre ve psikozlar” üzerine doktoramı tamamladım. 2018 yılında ise doçent unvanı aldım.

Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeki mesleki ve akademik yaşamımı 2024 yılına kadar sürdürdüm. Ağırlıklı olarak şizofreni ve psikotik bozukluklar alanında çalıştım. Çoğunluğu epidemiyoloji, psikotik bozukluklarla ilgili olmak üzere yayınlanmış 120 üzerinde bilimsel ve mesleki makalem bulunuyor. Türkiye Psikiyatri Derneği'nin farklı kurullarında uzun yıllar görev aldım. Yine uzun bir dönem soL Haber Portalı'nda haftalık yazılarımla yer aldım.

Farklı kitaplarda (Tıp Bu Değil [2012]), Barış Kitabı [2015], Şizofreni ve Psikotik Bozukluklar [2017], Bilimsel Yeni Verilerin Işığında Diyalektik Materyalizm [2018]) yazılarım yer aldı. Yayınlanmış iki öykü kitabım (Gerisi Hep Rivayet [2016], Ruhlar Mezbahası İyi Günler Diler [2020]) bulunuyor. Çalışmalarımı İzmir, Alsancak'ta bulunan muayenehanemde sürdürüyorum.

5 Ocak 2026 Pazartesi

Smyrna Buluşmaları II

"Dili olsa da anlatsa..." deriz. Mekânlar, sokaklar, binalar, yapılar, yerler için. Neler yaşandığını hayal ederek ya da belki de kulaktan kulağa yayılan, yazılan hikâyelerinden duyarak.

Evet, mekânın konuşmasa bile anlatan bir dili var. Hatırlatan, unutturmayan. Ya ruhu, belleği? Meselâ neden bazı yollarda kendimizi daha iyi hissederiz? Neden bazı şehirler bize bir türlü yaramaz? Neden bazı evler soğuktur? Ya da Asklepion mesela. Bir iyileşme mekânı değil miydi, binlerce yıl önce? O antik tünellerin içindeki fısıltılardan devasa yapılara geldik günümüzde. Ya zihnimiz? Nasıl etkiliyor ve nasıl etkileniyoruz mekandan? Mekân biraz da bellek değil midir? Hatırlanan, unutulan, gönülen ve geri gelen.

Bir psikiyatri hastanesinin koridorlarından tarihin yazıldığı sokaklara, bir besteye ilham veren kaldırımlardan psikanalizin divanına, silinen tabelalardan yerleşim yerlerinin değiştirilen isimlerine, tedirgin olmaktan hasret çekmeye, velhasıl kültürden psikiyatriye mekânın ruhunu ele almak üzere ikinci buluşmamıza davet ediyoruz sizleri.

ψυχή’nin her daim memleketi, mekanı olmuş İzmir'de. 28 Şubat ve 1 Mart 2026 tarihlerinde Alsancak'ta, Fransız Kültür Merkezi'nde bir arada olmak dileğiyle.