4 Aralık 2011 Pazar

La mise en page: Bir afiş işi vardı da!

Afiş tasarlamaya başlayalı neredeyse 15 yıl olmuş. Üniversitede kulüp etkinlikleri için duyuru afişleri hazırlamakla başladı tasarımlarım. Bazen haftada iki afiş yapmak gerekirdi: Söyleşi, konferans, kitap tartışması için ayrı ayrı. Afişler, el ilanları PowerPoint'te hazırlanır, A4'e çıktı alınır, sonra da gerekirse ya A3'e büyütülür ya da A5'e küçültülürdü. Okulun karşısında, Feycan Kafe'nin hemen yanında üniversitenin poster, web tasarımı işlerini yapan bir baskı merkezi vardı. Tabii ki laptop, notebook, netbook, tablet vb. gibi bazı günümüz alışkanlıkları o zaman yoktu. Evde ise yaklaşık altı kişinin başında beklediği bir tane masaüstü bilgisayar vardı. Haliyle başına oturup saatlerce afiş tasarlamak falan mümkün olmuyordu. İşte o baskı merkezinin sahipleri ve çalışanlarının çok yardımları olmuştur afişlerde. Bazen günde 4-5 kez gitmem gerekirdi. Biraz söylenirler ama boştaki bir bilgisayarın başına geçip imzaya afiş yetiştirmeme de ses çıkarmazlardı. Bir yandan özene bezene afişin etkileyiciliğine odaklanırdım, bir yandan saate. Çünkü afişleri etkinlikten iki hafta önce üniversite yönetimine onaylatmak gerekiyordu.
Sonra PowerPoint'in tasarım olanaklarını öğrendikten, kullandıktan ve PowerPoint'ten sıkıldıktan sonra CorelDraw'a terfi ettim. İlk afiş tasarımının üzerinden dört yıl geçmişti ve baskı merkezinin sahibiyle, çalışanlarıyla ahbap olmuştuk. Yıllarca PowerPoint eziyeti çektikten sonra baktılar ki ben mekanlarına demir attım, bana bir grafik tasarım programı göstermeye karar verdiler. O dönemde evde bir bilgisayarım da olmuştu. O gün bugündür CorelDraw kullanırım. İlk zamanlar PowerPoint'te yaptığım tasarımların hemen hemen aynısını yapıyordum ama dene yanıla farklı tasarımlar yapmayı da öğrendim. Çentik sayıları için kapaklar tasarlarken yavaş yavaş kendimce farklı bir tarza yaklaştım hatta.
Grafik tasarımını az biraz öğrendim işte öğrenmesine ama uzun yıllara dayanan bu uğraşının ben farketmeden küçük çaplı bir beceriye dönüştüğünü de anlamadım. Ta ki Mustafa üç yıl önce "Dostum bizim vakfın sinema gösterimlerine afiş yapar mısın?" diye soruncaya kadar. Kendimce bir tasarım yaptım ve beğenildi. Bir yıl sonra bir afiş daha, sonraki yıl ve daha sonraki yıl bir afiş daha derken Halime Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi Vakfı'nın "Psikanaliz ve Sinema" etkinliğinin afişlerini dört yıldır üretmeye devam ediyorum. Ayrıca vakfın geçen aylarda düzenlenen kongresinin de afişini tasarladım (gerçi asıl beğendiğim tasarımı değil de daha sade olanı seçtiler).
Ayrıca bu yıl Türkiye Psikiyatri Derneği Bülteni'nin tasarımını da üstlendim. Bir sayı yayınlandı, yeni sayı sanırım bu hafta dernek sayfasına konacak. Bülten'de beni en çok heyecanlandıran ise kapak sayfasını tasarlamak oluyor. Hem psikiyatriyi, hem güncel gelişmeleri, hem bilimsel yönelimleri aynı anda çağrıştırabilecek bir kapak tasarlamaya çalışıyorum. Bir önceki sayıda beyin görüntüleme araştırmalarında sık kullanılan yüz okuma testlerinden bir ifade ile kadına yönelik şiddeti bağlamaya çalıştım. Yeni sayıda ise farklı steteskoplar ile hekimliğin güncel halleri arasında bağlantı kurmaya çalıştım.

0 yorum: